Advert
Advert

Kaderin Görünmez İpleri

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

EMRE ZİYA YAZGAN

Hayat bazen insanın üzerine, nedenini bir türlü çözemediği bir yorgunlukla gelir. Her şeyi doğru yaptığınızı sanırsınız; eğitimler tamdır, çaba sonsuzdur, niyetler ise tertemiz... Ama bir yerlerde bir çark sürekli boşa döner. İşte o anlarda sormamız gereken soru şudur: "Acaba bu sahnede başrolü ben mi oynuyorum, yoksa çoktan yazılmış bir senaryonun sadık bir dublörü müyüm?"

Çoğumuz hayatı sadece kendi doğum tarihimizle başlayan bir kronoloji sanma hatasına düşüyoruz. Oysa bizler, binlerce yıllık bir nehrin sadece son damlalarıyız. Bugün yaşadığımız tıkanıklıklar, ilişki krizleri ve hatta o bitmek bilmeyen finansal darboğazlar; aslında bizden önceki kuşakların dikiş tutmamış yaralarına olan "kör sadakatimizden" ibaret olabiliyor.

Gölgeyle El Sıkışmak

Modern kişisel gelişim dünyası bize hep "ışığa koşmayı" öğretti. Ben ise size şunu öneriyorum: Gölgenizle el sıkışın. Çünkü insan, reddettiği her parçası tarafından yönetilmeye mahkumdur. Biz içimizdeki o karanlık, öfkeli veya korkak parçayı kapının dışına koydukça, o kapı her seferinde daha sert çalınacaktır. Zekice bir yaşam, bu gölgeleri bastırmak değil, onları birer müttefike dönüştürmektir. Unutmayın; ışık ne kadar güçlüyse, gölge de o kadar derin olur. Mesele ışığı artırmak değil, o derinliği yönetebilmektir.

Sistemin Sessiz Adaleti

Bir aile sistemi içinde veya bir kurumda, dışlanan her parça sistemin dengesini bozar. "Görmüyorum" dediğiniz her gerçek, bir gün kaderiniz olarak karşınıza dikilir. Bugün dünyada ve kendi içimizde yaşadığımız o "finansal kıyamet" sancıları, aslında köklerimizle olan bağımızdaki kopukluğun bir tezahürüdür. Maddiyatla olan kavgamız, çoğu zaman otoriteyle, babayla veya "ait olma" ihtiyacımızla olan yarım kalmış bir hesabın sonucudur.

Eğer kendi "Nuh’un Gemimizi" inşa etmek istiyorsak, önce o gemiye hangi ağır yüklerle bindiğimize bakmamız gerekir. Atalarımızdan miras kalan o bitmek bilmeyen yaslar, haksızlıklar ve ağır borçlar bizim bagajımızda dururken, geminin su almaması mucize olurdu.

Özgürlük, Gerçeği Görmekle Başlar

Gerçek bir dönüşüm, sadece olumlama yaparak gelmez. Dönüşüm; o görünmez sistemik ipleri fark edip, "Bu yük bana ait değil, bu hikaye benim değil" diyebilme cesaretiyle başlar. Bu bir reddediş değil, aksine büyük bir onurlandırmadır. Emaneti sahibine teslim etmek, hem geçmişi özgürleştirir hem de geleceği...

Bugün kendinize bir iyilik yapın ve hayatınızdaki o "tekerrür eden" döngülere bir bakın. Eğer aynı kapıya çarpıp duruyorsanız, anahtar yanlış olabilir mi? Yoksa o kapı, aslında açılmaması gereken bir geçmişin mi koruyucusu?

Kendi hikayenizin kalemini elinize almanın vakti geldi. Ama önce, o kalemi tutan elin gerçekten size ait olup olmadığını kon

trol edin.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar