Eskişehir’de Odunpazarı Belediyesi ile Eğitimciler Derneği (EĞİT-DER) iş birliğinde düzenlenen “Köy Enstitülerinden Günümüze Kooperatifçilik” paneli, Yunus Emre Kültür ve Sanat Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Panelde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kalkınma politikaları, tarım-sanayi dengesi ve kooperatifçilik anlayışı çok yönlü ele alındı.
Programa Kazım Kurt, Ahmet Ataç, Melek Mızrak Subaşı, Utku Çakırözer, İbrahim Arslan ve çok sayıda davetli katıldı.
Panelin ilk konuşmacısı eğitimci Emin Dağlı oldu. Köy Enstitülerindeki eğitim anlayışına değinen Dağlı, bu modelin üretimle iç içe olduğunu vurguladı. Enstitülerde öğrencilerin hem teorik hem de uygulamalı eğitim aldığını belirten Dağlı, tarım, hayvancılık ve bölgesel üretim derslerinin doğrudan sahada işlendiğini ifade etti.
Eski Köy-Koop Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Yıldız ise günümüz kooperatifçiliğini değerlendirdi. Türkiye’de kooperatif sayısının yüksek olmasına rağmen nitelik açısından yetersizlik bulunduğunu belirten Yıldız, üretimden tüketime uzanan entegre bir model önerdi.
Yıldız, köy kalkınma kooperatiflerinin üretim yapması, tarım kredi kooperatiflerinin finansman sağlaması ve tüketim kooperatiflerinin ürünleri pazarlaması gerektiğini belirterek bu yapının ekonomik sorunları büyük ölçüde çözebileceğini dile getirdi.
Panelin dikkat çeken isimlerinden Gökhan Günaydın, konuşmasında Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki ekonomik koşullara değindi. Türkiye’nin sınırlı imkânlarla yola çıktığını belirten Günaydın, buna rağmen planlı ve akılcı bir kalkınma modelinin oluşturulduğunu söyledi.
Cumhuriyet’in ilk politikalarının merkezinde üretim ve köylünün yer aldığını vurgulayan Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Köylü milletin efendisidir” sözünü hatırlatarak üretimin yeniden canlandırılmasının zorunluluğuna dikkat çekti.
Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşmesini “buğday, şeker ve pamuk” üzerinden anlatan Günaydın, Türkiye genelinde kurulan fabrikalarla üretim zincirinin güçlendirildiğini ifade etti. “Her fabrika bir kaledir” anlayışıyla hareket edildiğini belirtti.
Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk ile Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluşuna ilişkin dikkat çeken bir anekdot da paylaştı. Atatürk’ün fabrikanın yerini bizzat belirlediğini ve halkın her gün bu üretim simgesini görmesini istediğini anlattı. Bu sözler salonda büyük alkış aldı.
1929 ekonomik buhranının ardından Türkiye’nin strateji değiştirdiğini belirten Günaydın, ağır sanayi yatırımlarının bu dönemde hız kazandığını ifade etti. Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumların bu sürecin ürünü olduğunu söyledi.
Konuşmasının sonunda günümüz ekonomik politikalarına da değinen Günaydın, geçmişteki üretim modelinden uzaklaşıldığını belirtti. Özelleştirmeler ve tarımsal üretimde yaşanan gerilemeye dikkat çeken Günaydın, yerli üretimin yeniden güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yorumlar