Advert
Advert

Mimariden Tasavvufa: Mahperi Hatun’un Şeyh Turesan Zaviyesi’ndeki İzleri

Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Kara, Anadolu Selçuklu döneminde Mahperi Huand Hatun tarafından yaptırılan Şeyh Turesan Zaviyesi’nin tasavvufi ritüellerle şekillenen mimari özelliklerini anlattı.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Mimariden Tasavvufa: Mahperi Hatun’un Şeyh Turesan Zaviyesi’ndeki İzleri
Advert

Anadolu Selçuklu Devleti’nin önemli kadın figürlerinden biri olan Mahperi Huand Hatun, geride bıraktığı tarihi yapılarla günümüzde de anılmaya devam ediyor. Bu eserlerden biri olan Şeyh Turesan Zaviyesi, tasavvuf eğitimlerinin verildiği, dervişlerin barındığı ve ibadet ettiği önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor.

Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Türk-İslam Sanatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demet Kara, yüksek lisans tez çalışması kapsamında Mahperi Huand Hatun’un yaptırdığı Şeyh Turesan Zaviyesi hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Zaviye Mahperi Hatun Tarafından Yaptırıldı

Zaviye kavramının, 14. ve 15. yüzyıla kadar şehir, kasaba ve köylerde ya da yollar üzerinde kurulan; içinde şeyh ve dervişlerin yaşadığı, yolcuların ücretsiz konaklayabildiği yapılar için kullanıldığını belirten Kara, bu yapıların ribat, hânikâh, buk'a, savmaa ve medrese gibi isimlerle de anıldığını ifade etti.

Kayseri’nin İncesu ilçesi ile Ürgüp’ün Başköy kasabası arasında yer alan Tekke Dağı mevkiindeki Şeyh Turesan Zaviyesi, 1240 yılına tarihlenen en erken tarikat yapılarından biri olarak biliniyor. Yapının, I. Alaeddin Keykubad’ın eşi ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Huand Hatun tarafından yaptırıldığı ifade ediliyor.

İnşa kitabesinde Mahperi Hatun’un adı geçmese de vakıf kayıtlarında “Zaviye-i Şeyh Turesan” olarak yer aldığı ve yapının Mahperi Hatun tarafından yaptırıldığının bu kayıtlarla doğrulandığı belirtiliyor.

Mimari Yapı Tasavvufi Ritüellere Göre Şekillenmiş

Zaviyenin mimari planının dönemin diğer yapılarından bazı yönleriyle ayrıldığını belirten Kara, yapıdaki bazı mimari unsurların yalnızca mimari ihtiyaçlar için değil tasavvufi ritüeller için kullanılmış olabileceğini söyledi.

Zaviyedeki ana eyvanın zeminden yükseltilmiş bir sekiye sahip olduğunu belirten Kara, eyvanlarda mihrap bulunmamasının bu alanların tasavvufi törenler sırasında seyirci mahfili olarak kullanılmasından kaynaklanabileceğini ifade etti.

Ayrıca orta sofadaki kemerler arasında yer alan sembolik kubbe ve çatıya çıkan açıklığın da, Selçuklu zaviyelerinde evrenle bağlantı kurma düşüncesini yansıtan mimari bir sembol olarak değerlendirildiğini belirtti.

Yolculara Barınma İmkânı Sağlıyordu

Tarikat zaviyelerinin önemli görevlerinden birinin de yolculara konaklama imkânı sunmak olduğunu söyleyen Kara, Şeyh Turesan Zaviyesi’nde eyvanlara açılan bazı odaların yaşam alanı olarak kullanıldığını dile getirdi.

Zaviyenin kuzey duvarı boyunca uzanan ve bugün mezarlık olarak bilinen bölümde yer alan halkaların ise konaklayan yolcuların hayvanlarını bağlamak için kullanıldığı düşünülüyor.

Mahperi Hatun’un Kayseri, Tokat ve Yozgat başta olmak üzere birçok şehirde vakıflar ve hayır kurumları kurduğu, Selçuklu dönemindeki zaviyelerin ise Osmanlı döneminde tekke ve dergâh olarak işlevini sürdürdüğü ifade ediliyor.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Advert

Yorum Gönder

Yorumlar