AK Parti Eskişehir Milletvekili, TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu Başkanı ve önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Orbis Haber’e yaptığı açıklamalarda yapay zekâ, enerji güvenliği ve stratejik madenler konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin küresel rekabette geri kalmaması için “üreten ülke” vurgusu yapan Dönmez, Beylikova’daki dev rezervin önemine dikkat çekti, gençlere ise “izleyen değil yön veren olun” çağrısı yaptı.
Milletvekili Fatih Dönmez: Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji başlığı değil; ekonomik büyümeden ulusal güvenliğe, hukuktan toplumsal yapıya kadar her alanı dönüştüren stratejik bir güçtür. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarda bu gerçeği net bir şekilde ortaya koyduk ve hazırladığımız raporda kapsamlı biçimde ele aldık.
Bugün dünyada yapay zekâ alanında ciddi bir küresel rekabet yaşanıyor. Başta ABD ve Çin olmak üzere ülkeler bu alana büyük yatırımlar yaparken, Türkiye’nin bu yarışta yalnızca izleyen değil; güçlü bir aktör olarak yer alması artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur.
Bu çerçevede Türkiye’nin yalnızca teknolojiyi tüketen değil; geliştiren, yön veren ve standart belirleyen ülkeler arasında yer alması gerektiğini açıkça ifade ediyoruz. Çünkü yapay zekâda dışa bağımlılık, sadece ekonomik değil, aynı zamanda millî güvenlik açısından da bir bağımlılık anlamına gelir.
Raporumuzda özellikle üç kritik başlığı öne çıkardık: güçlü insan kaynağı, veri ve altyapı egemenliği ile etkin bir hukuki çerçeve. Bu noktada en kritik adım; Türkiye’nin kendi veri setlerini üreten, bu verileri güvenli ve etkin şekilde işleyebilen, kendi büyük dil modellerini geliştiren ve bu süreci sürdürülebilir biçimde destekleyen bir yapıya kavuşmasıdır. Kamu verilerinin güvenli bir çerçevede araştırmacılara açılması, kamu-özel sektör iş birlikleriyle güçlü AR-GE merkezlerinin kurulması ve yerli girişimlerin desteklenmesi bu sürecin temel taşlarıdır.
Özellikle genç nüfusumuz bu alandaki en büyük gücümüzdür. Gençlerimizi erken yaşta yapay zekâ, yazılım ve veri bilimi alanlarında yetkin hale getirmek, Türkiye’nin bu yarışta öne çıkmasının anahtarıdır.
Milletvekili Fatih Dönmez: Nadir toprak elementleri, hem doğada ekonomik olarak erişilebilir şekilde sınırlı bulunan hem de çıkarılması, ayrıştırılması ve zenginleştirilmesi son derece zor olan; bu nedenle stratejik değeri yüksek elementlerdir.
Bugün cep telefonlarından elektrikli araçlara, rüzgâr türbinlerinden savunma sistemlerine kadar pek çok kritik teknolojinin temelinde bu elementler yer almaktadır. Yüksek işlem gücüne sahip çipler ve elektronik sistemler açısından da vazgeçilmezdir ve doğrudan teknolojik bağımsızlık anlamına gelir.
Eskişehir Beylikova’daki rezervler bu açıdan Türkiye için son derece önemli bir fırsattır. Ancak asıl mesele sadece çıkarmak değil; işlemek, katma değere dönüştürmek ve nihai ürüne kadar uzanan bir sanayi zinciri kurmaktır.
Yaklaşık 694 milyon tonluk rezerv büyüklüğüyle bu saha, dünyanın en dikkat çekici stratejik maden alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bu potansiyel, Türkiye’ye yalnızca bir maden avantajı değil; küresel teknoloji zincirinde söz sahibi olma imkânı sunmaktadır.
Milletvekili Fatih Dönmez: İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün en somut gerçeğidir. Eskişehir gibi şehirler bu süreci daha doğrudan hissedecektir.
Bu noktada en kritik başlık su yönetimidir. Şehrin içme suyu büyük ölçüde Porsuk Barajı’ndan sağlanmaktadır. Ancak son yıllarda yağış rejimindeki değişiklikler ve artan tüketim nedeniyle su seviyelerinde ciddi dalgalanmalar yaşanmaktadır. Bu durum, Eskişehir’in su stresi riskiyle karşı karşıya olduğunu açıkça göstermektedir.
Yerel yönetimlerin bu konuda daha kapsamlı, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler ortaya koyması gerekmektedir. Alternatif su kaynaklarının devreye alınması, altyapının güçlendirilmesi ve su kayıplarının azaltılması büyük önem taşımaktadır. Tarımda su verimliliği yüksek ürün desenine geçiş ve modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması gerekirken; enerji tarafında yenilenebilir kaynaklara yönelmek artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Milletvekili Fatih Dönmez: Orta Doğu’da özellikle İran ile İsrail arasında yaşanan gerilimler, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyen gelişmelerdir. Bu tür krizler petrol ve doğal gaz fiyatlarında dalgalanmalara yol açarak küresel ölçekte bir baskı oluşturur. Türkiye enerji ithalatına bağımlı bir ülke olduğu için bu dalgalanmalardan etkilenmektedir. Ancak bu artışlar yalnızca Türkiye’ye özgü değil, küresel piyasalardaki hareketlerin doğal sonucudur.
Buna rağmen Türkiye, geçmişe kıyasla çok daha hazırlıklı bir konumdadır. Kaynak çeşitliliği, güçlü LNG altyapısı, depolama kapasitesi ve iletim hatları sayesinde enerji arz güvenliği önemli ölçüde güçlendirilmiştir.
Bu nedenle olası bir kriz durumunda enerji arzında ciddi bir kesinti ya da tedarik sorunu yaşanması beklenmemektedir. Uzun vadede hedef; yenilenebilir enerji yatırımlarını artıran, yerli kaynakları daha etkin kullanan ve dışa bağımlılığı azaltan bir sistem kurmaktır.
Milletvekili Fatih Dönmez: Yapay zekâ çağında rekabet artık doğal kaynaklardan çok insan kaynağı üzerinden şekilleniyor. Bu nedenle eğitim sistemimizin sadece bilgi aktaran değil; düşünen, üreten ve geliştiren bireyler yetiştiren bir yapıya dönüşmesi gerekiyor.
Yapay zekâ eğitimi sadece mühendislik alanıyla sınırlı kalmamalı; hukuk, sağlık, ekonomi ve sosyal bilimler dahil tüm alanlara yayılmalıdır. YÖK ile yaptığımız görüşmelerde de yapay zekâ okuryazarlığının artırılması öncelikli başlıklardan biri olarak ele alınmıştır.
Gençlerimize en önemli önerim şudur: Bu süreci sadece izleyen değil, yön veren tarafta olun. Kodlama önemli ama tek başına yeterli değil. Asıl farkı; analitik düşünme, problem çözme becerisi ve sürekli öğrenme isteği oluşturur.
Milletvekili Fatih Dönmez: Alpagut–Atalan Altın ve Gümüş Maden Projesi, çevresel hassasiyetler ile ekonomik kazanımların dengeli şekilde gözetildiği bir süreçtir. 20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfi de sürecin şeffaflık ve bilimsel denetim açısından önemli bir aşamasıdır.
Modern madencilik artık ileri teknolojiyle yürütülmektedir. Kapalı devre sistemler, gelişmiş atık yönetimi ve uluslararası standartlara uygun çevresel kontrol mekanizmaları sayesinde riskler minimum seviyeye indirilmektedir.
ÇED raporları kapsamında hava, su, toprak ve biyolojik çeşitlilik detaylı şekilde analiz edilmekte ve süreç düzenli denetimlerle takip edilmektedir.
Ekonomik açıdan ise bu tür projeler bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sunar. Doğrudan ve dolaylı istihdam oluşturur, yerel ekonomiyi canlandırır ve ülke ekonomisine katma değer sağlar.
Buradaki temel yaklaşım nettir: çevre ile kalkınmayı birlikte ele alan sürdürülebilir bir model.
Yorumlar