Uzmanlar, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ini etkileyen fibromiyaljinin tek bir tedavisi olmadığını, sürecin hastaya özel ve çok yönlü planlandığını belirtti.
Kronik ağrı sendromları arasında yer alan fibromiyalji, yaygın vücut ağrısı, uyku bozuklukları ve kronik yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Hacı Ali Tekkurt, hastalığın kesin nedeninin tam olarak bilinmemekle birlikte merkezi sinir sistemindeki ağrı işleme süreçlerindeki anormalliklerle ilişkili olduğunu ifade etti.
Fibromiyaljinin sadece fiziksel değil, psikolojik belirtilerle de kendini gösterebildiğini belirten Tekkurt, hastalığa baş ağrısı, anksiyete ve depresyon gibi durumların da eşlik edebildiğini söyledi. En sık 40-50 yaş aralığında görülen hastalığın çocukluk ve ileri yaşlarda da ortaya çıkabileceğini vurgulayan Tekkurt, belirtilerin kişiden kişiye değişiklik gösterdiğine dikkat çekti.
Hastalığın semptomları hakkında bilgi veren Tekkurt, vücudun hem sağ hem sol tarafında, bel üstü ve altında en az 3 ay süren ağrıların yaygın kas ve eklem ağrısı olarak değerlendirildiğini belirtti. Sabahları dinlenmemiş uyanma, kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve “beyin sisi” gibi bilişsel sorunların da sık görüldüğünü ifade etti. Ayrıca kollarda ve bacaklarda karıncalanma, uyuşma ve yanma hissi, migren ve baş ağrıları, bağırsak sorunları ve çarpıntı gibi farklı belirtilerin de görülebileceğini söyledi.
Fibromiyaljide risk faktörlerine de değinen Tekkurt, kadın olmak, yaşın ilerlemesi, travmalar, viral enfeksiyonlar ve stresli yaşam olaylarının hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğunu belirtti. Tanının ise uzman hekim tarafından klinik değerlendirme ve hastanın şikayetleri doğrultusunda konulduğunu ifade etti.
Tedavi sürecinin çok yönlü olduğunu vurgulayan Tekkurt, fibromiyaljinin tek bir ilacının bulunmadığını söyledi. Tedavinin ilaç ve ilaç dışı yöntemler olarak ikiye ayrıldığını belirten Tekkurt, “Fizik tedavi, egzersiz, hasta eğitimi, beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri tedavinin temelini oluşturur. Stres yönetimi ve düzenli uyku büyük önem taşır. Psikolojik destek kapsamında bilişsel davranışçı terapi hastaların baş etme becerilerini artırır. Gerekli durumlarda ise ağrı eşiğini yükselten ve uyku kalitesini artıran ilaçlar kullanılabilir” dedi.
Fibromiyaljinin yaşamı tehdit eden bir hastalık olmadığını ancak doğru yönetilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğini belirten Tekkurt, hastaların düzenli takip ve uygun tedaviyle şikayetlerini kontrol altına alabileceğini sözlerine ekledi.
Yorumlar